Georg Lukács'ın Roman Kuramı (1920), yalnızca bir edebiyat eleştirisi değil, aynı zamanda derin bir felsefi antropoloji ve tarih felsefesi denemesidir. Lukács, kitabı Birinci Dünya Savaşı'nın yarattığı medeniyet krizi içinde, "dünyanın durumuna dair kalıcı bir umutsuzluk duygusuyla" kaleme almıştır (s. 26). Bu umutsuzluk, onu felsefi olarak Hegel, Kant, Alman Romantikleri (özellikle Friedrich Schlegel), Kierkegaard ve hatta Nietzsche'nin kesişim noktasında konumlandırır.