Yatılı okuldaki üç yüze yakın erkek talebenin hali ise bir başkaydı. Yaşları on iki ile on altı arasında değişen bu zavallılar biraz da, sabaha karşı gördükleri kâbusların etkisiyle, kasvetli bir hayata gözlerini açarlardı. Çünkü okulun nizam ve intizamı oğlanlara hayatı zindan etmek için kurulmuştu: Bunun için oğlanlar, sanki yangın varmış gibi aceleyle yataklarını talimatnameye uygun bir şekilde düzelttikten sonra doğruca helâlara koşarlardı. Çok ucuz kumaştan, son derece kötü dikilmiş formalarını giyer giymez üç yüz kişilik dev yemekhaneye hücum ederler, süt, zeytin, peynir ve ekmekten ibaret kahvaltılarını mideye indirirlerdi. Nöbetçi muallimin düdüğünden canhıraş bir feryat kopunca kahvaltı biter, bağırış çağırış, gürültü ve patırtı ile sınıflar istila edilir, muallimlerin geleceğini bildiren elektrik zili koridorları çın çın çınlattığında ise ses soluk kesilirdi.(Anar, 2018:19)
-
-
Yazar, okuldaki günlük rutini okuyucu ile kitap arasına girerek doğrudan okuyucuya aktarmıştır