“Ama kurgu ve yapı olarak hikâyelerden farklı olan bu eser, roman ya da uzun hikâye, Sabahattin Ali’nin yüzeysel olarak “toplumcu yazar” etiketiyle özetlenmesinin temelsizliğini gösteren güçlü bir örnektir. (....) Evet, o dünyaya ve hayata bakışı ile olsun, yaşamının çileli macerasını belirleyen yazgısı ile olsun, elbette toplumcudur. (....) Ama yazar olarak, yaşadığı ve edebi eğilimler üzerinde etkisini sürdürdüğü dönemin, sınırları kalın çizgilerle belirlenmiş bir akımı içerisine hapsedilmesi ve orada tutulması, edebi kişiliğine karşı haksızlık olacaktır.” (Akatlı, 2002)