Please enable JavaScript.
Coggle requires JavaScript to display documents.
PAVLOV ve KLASİK KOŞULLANMA - Coggle Diagram
PAVLOV ve KLASİK KOŞULLANMA
Yaşamının büyük bir bölümünü fizyoloji alanında çalışarak geçirdi.
Klasik koşullama ile ilgili çalışması, sindirim fizyolojisi üzerinde çalışırken tesadüf sonucu başlamıştır.
Yemek yemeden önce çeşitli görüntü ve seslere tepki olarak da salya salgıladıklarını gözlemlediğinde meraklandı.
Köpeklerdeki mide ve tükürük salgılarını çalışması sırasında; köpeğin henüz eti görmeden deneyi yapan kişinin ayak seslerini duyduğunda da aynı güçte salya salgılaması Pavlov'un dikkatini çekmiştir.
KOŞULLAMA SÜRECİ
Pavlov deneyinde köpeğin tükürük bezi kanalına ameliyatla bir tüp bağlamış ve ses geçirmez bir deney hücresine koymuştur.
Pavlov önce metronomla ses vermiş, köpek bu uyarıcıya sadece başını çevirmiş, kulaklarını dikmiştir.
Sesi verdikten hemen sonra et tozu içeren bir eriyik vermiştir.
Ses ile eti birkaç kez art arda verdikten sonra, sesi tek başına verdiği durumda da salya tepkisinin meydana geldiğini görmüştür.
Köpek, ses gelmesi ile et arasında bir ilişki olduğunu öğrenmiştir.
Birkaç tekrardan sonra ses, etin verileceğini tembihleyen bir uyarıcı niteliği kazanmıştır.
Klasik Koşullanma Temel Kavramlar
Koşulsuz Uyarıcı (Doğal Uyarıcı)
Organizmanın öğrenme olmaksızın tepki gösterdiği uyarıcılardır.
Yukarıdaki deneyde et tozu, köpeğin herhangi bir koşullanmaya gerek kalmaksızın salya tepkisini ortaya çıkaran koşulsuz uyarıcıdır.
Koşulsuz Tepki (Doğal Tepki)
Organizmanın hiçbir koşullanmaya gerek kalmaksızın doğuştan gösterdiği tepkilerdir. Bu tür tepkiler otonom sinir sistemi tarafından yürütülen refleksler, iç salgı bezlerinin faaliyetleri ve korku, kaygı, üzüntü gibi duygusal davranışlarımızdır. Pavlov'un yaptığı deneyde koşulsuz tepki köpeğin salyasıdır.
Nötr Uyarıcı
Organizmanın, bazı uyarıcılara karşı doğuştan getirdiği bazı davranışlar/tepkiler olmakla birlikte herhangi bir yaşantı geçirmeden tepki göstermediğimiz sayısız uyarıcı vardır. Bu tür uyarıcılara nötr uyarıcı denir.
Pavlov'un deneyinde köpek için nötr uyarıcı zil sesidir.
Koşullu Uyarıcı
Başlangıçta bir organizma için tepkiye neden olmayan bir uyarıcı, koşulsuz uyarıcı ile bir arada ve birkaç kez verilmesinden sonra bir tepkiye neden olur. Bu tür uyarıcılar koşullu uyarıcı olarak adlandırılmaktadır.
Zil başlangıçta köpek için nötr uyarıcı iken deney sürecinden sonra koşullu uyarıcı halini almıştır.
Koşullu Tepki
Koşullu uyarıcı ile koşulsuz uyarıcının eşlenerek verilmesinden sonra organizmanın koşullu uyarıcıya gösterdiği tepkidir. Pavlov'un yaptığı deneyde koşullu tepki, son aşamada zil sesine (KU) karşı gösterilen salya (KT) tepkisidir.
KLASİK KOŞULLANMA İLKELERİ
Sönme: Organizma belli bir sayıdaki tekrarla sadece koşullu uyarıcıya maruz ile pekiştirilmezse tepkide sönme gerçekleşir.
Kendiliğinden Geri Gelme: Sönmeden sonra deneye ara verildikten sonra, tekrar koşullu uyarıcı (ses) tek başına verildiğinde, geçici olarak koşullu tepkinin (salya) meydana gelmesi kendiliğinden geri gelmedir.
Genelleme: Benzer uyaranlara benzer tepkiler vermeyi öğrenmedir.
Genelleme sayesinde, karşılaştığımız yeni uyarıcılara daha önce öğrendiğimiz uyarıcılara benzerlik derecesine göre tepkide bulunuruz.
Pekiştirme: Klasik koşullamada pekiştirme, koşulsuz uyarıcının meydana getirdiği etkidir. Koşulsuz uyarıcı pekiştireç rolü görmektedir.
Ayırt Etme: Genellemenin tersidir. Fakat, aynı zamanda genellemeyi tamamlayan bir süreçtir.
Genelleme benzerliklere yapılan bir tepkiyken, ayırt etme farklılıklara yapılan bir tepkidir.
Habercilik: Koşullu uyarıcı (ses) önce, koşulsuz uyarıcı (et) sonra verildiğinde koşullama meydana gelmektedir.
Ses etin geleceğinin habercisi olmakta; böylece köpeği sese koşullamak kolaylaşmaktadır.
Birden Fazla Uyarıcıya Koşullama: Koşullu uyarıcı (ses) ve koşulsuz uyarıcı (et) birçok kez birlikte verilerek koşulsuz uyarıcının meydana getirdiği etkiyi, koşullu uyarıcının da oluşturması sağlanır.
Yakınlık: Koşullama sürecinde, koşullu ve koşulsuz uyarıcıların verilme zamanının birbirine yakın olması önem taşımaktadır.
Gölgeleme: İki koşullu uyarıcı birlikte verildiğinde ise, koşullama daha çok dikkati çeken koşullu uyarıcıya karşı meydana gelmekte, diğeri ise etkisiz kalmaktadır.
Engelleme: Birinci koşullu uyarıcı, ortada verilen ikinci koşullu uyarıcıyla, koşulsuz uyarıcı arasında ilişki kurulmasını engellemekte ve etkisini yok etmektedir.
ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK
Seligman, bazı klasik koşullama deneylerini analiz etmiş ve klasik koşullama deneylerinde organizmanın çaresiz olduğunu ve çaresizliği öğrendiğini ileri sürmüştür.
Deneydeki üçüncü grup köpekler ne yaparlarsa yapsınlar şoktan kurtulmaları mümkün değilse koşulları değiştiremeyeceklerini yani çaresizliği öğrendiler ve bunu da tüm istenmeyen durumlara genellediler.
KLASİK KOŞULLAMA VE HEMŞİRELİK
Her çocuk için hastane korkutucudur, bilinmezliklerle doludur.
Çocuk için ilk etapta hastane nötr bir uyarıcıdır.
Çocuk olumlu tutumları olan bir hemşire ile karşılaştıysa, bu hemşirenin yarattığı olumlu etki, hemşireyle birlikte olan hastane tarafından da paylaşılacak, hemşirenin oluşturduğu mutluluk duygusunu hastane de meydana getirecektir.
Tam tersi durumda hemşirenin meydana getirdiği olumsuz duygularla beraber çocuk korku, nefret vb. duyguları hastane ve hemşireyle ilişkili her tür uyarıcıya genelleyebilir.
Çocukların duyuşsal ve duygusal özelliklerinin olumlu hale getirilebilmesi için, hemşireler, öncelikle çocukların özelliklerini ve özel ihtiyaçlarını tanımalı, onlara karşı duyarlı olmalıdırlar.
Hemşirelerin olumlu tutumlarıyla çocukların korkuları, kaygıları vb. olumsuz duyguları da sönme yoluyla giderilebilir.