Biyolojik olarak aşkın çözümlenmesi iki şekilde açıklanabilir: Bir tanesi artan dopamin miktarıyla olan ilişkiden kaynaklandığından bahsederken bir diğeri duyulan cinsel ihtiyacın veya isteğin kapsadığı duygu çerçevesi olarak açıklanır. Bu iki durumun analizde geçmesi doğrultusunda karakterde iki ayrı olasılık göze çarpar: dopamin dolayında bağlılık/bağımlılık, cinsel istek.
Bu iki alandan olayı incelemeye kalkarsak karakterin sapıtma yolunda ilerlediğini gözlemleyebiliriz. Karakterin bir kadına, onu tanımamasına rağmen aşk hissi duyması bunun ona karşı bir bağlılığının olmadığını düşündürür. Bu doğrultuda aynı hisleri kemana, yani cansız bir varlığa karşı duyması karakterin bozuklukları olduğunu göstermektedir. Çünkü tanımladığı aşk kavramı bir "bağlılığı" tanımlamadığı için diğer seçenek olan "cinsel istek" hissettiğini göstermektedir.
Fakat bu, hikayenin okura anlatmak istediği kavramın tam tersidir. Hikaye; görünüş, ses, varlık ve mutluluk veren her şeyin insan üzerinde oluşturabildiği huzur verici hissi aşk olarak tanımlamıştır. Aşk, hikayede, ilk görüşte sevme ve kabullenme aşamalarını, özlemi, arayışı anlatmaktadır. Karakterin sapıtması ise belki de, karakterin bir sesin varlığına karşı duyduğu aşk uğruna hırpalanmasıdır.