Please enable JavaScript.
Coggle requires JavaScript to display documents.
Gökdelen Adlı Eserin Yapısal Unsurlarının İncelenmesi - Coggle Diagram
Gökdelen Adlı Eserin Yapısal Unsurlarının İncelenmesi
MEKAN
Olay akışının geçtiği mekan İstanbulun Cihangir adlı kentidir.
Kent, Temel Diker tarafından aynı boyda ve aynı mesafeleri olan dev gökdelenler dikilmektedir.
Kentte çoğunlukla mekiklerle bir ulaşım söz konusudur. İnsan zırhlı araçlarda kullanılmaktadır.
Paranın tek değer olduğu bu ülkede, yargı devletin eline bırakılamayacak kadar önemli toplumsal bir kurum olmuştur.
ANLATICI
‘’Her şeyi bilen ve gören dış öyküsel anlatıcı-yazar,
anlatı başkişisi avukat Can Tezcan’ın ailesi, dostları ve iş için iletişimde olduğu insanlarla olan ilişkilerini tanrısal bakış açısıyla öyküler.’’
Tek bir anlatıcı vardır ve anlatıcının insan olmadığı bir durum söz konusu değildir.
Olaylar anlatıcı tarafından tanıklık edilmiştir ve dışarıdan bakılarak okuyuculara aktarılmıştır.
Karakterlerin zihinlerinden geçen düşüncelere yer verilmiştir.
Anlatıcı metinde betimlemelere sıklıkla yer vermemiştir.
Yazarın yani anlatıcının, toplumsal-siyasal eleştiri içerikli bir karşıt-düşülkesel önceleme, romanı olan Gökdelende siyasal yapı ve küresel anamala karşı oldukça açık eleştirileri söz konusudur.
ALINTILAR
“Yargı devletin elinde bırakılamayacak kadar önemli bir toplumsal kurumdur.”
“Bu ülkede en az yüz yıldan beri her iktidar kendi zenginlerini yaratmıştır.”
‘’Yaşamımın yanlışlığı, düşüncelerimin de yanlış olduğu anlamına gelmez..’’
“Benim görüşümü sorarsanız, adalet güçlülerin ayrıcalığıdır.”
“Öyle sanıyorum ki her çağın doğruları kendine göre oluyor, efendim. Bizim çağımızın doğrusu da saltık bencillik.”
“Bir ülkede akşam sabah yeni yasalar çıkarılıyorsa, yargı ve yönetim çoktan özelleştirilmiş demektir.”
“Türkiye’de özgür insanın durumu salgın hastalık karşısında sağlam insanın durumuna benzer, her an bir hastane odasında uyanabilir.”
"Herifler bunca zamandır en büyük kuruluşları, en yaşamsal yeraltı kaynaklarını bile yerli, yabancı demeden, yok pahasına sattılar, hem de bunu övünç konusu yaptılar"
“Bir ülkede her şey özelleştirilmişse, hukukçusundan polisine herkes özel öğretim kurumlarında yetiştiriliyorsa, yargının hala bir devlet kurumu olarak kalması açık bir tutarsızlık olmaz mı sence?”
‘’Ama yaşadığınız ülkede kavramların en saygınının yasak kavramı olduğunu unutmuşa benziyorsunuz.’’
‘’Gökdelen’de ötelenen zaman günümüz okurunu, bir yandan gelecekteki olası toplumsal durumları düşlemeye, bir yandan da günümüzdeki olayları düşünmeye iter.’’
‘’Siyasal erk küçük bir anamalcı topluluğun eline geçmiş, böylelikle de insansal değerlerin yerini anamalcı değerler almıştır.’’
Can Tezcan geriye dönük eski günlerine geri dönerek, o günlerde olsaydı ne yapacağını ara ara düşünmüştür.
Özellikle Can Tezcan ve eski dostaları ile karısıda olmakla beraber, geriye dönük eski gençlik zamanlarından konuşmaktadırlar.
Ülkede bulunan her şeyin özelleştirildiği bir dönemdir.
Olayların geçtiği dönem ‘’2073’’ yılı olmasına rağmen günümüzde 2020 yılında olan
yönetim ve adalet kavramlarının gelecekte hala bir değişiklik gösterememiş olması söz konusudur.
Eserin geçtiği dönem incelendiğinde ‘’ kötü bir gelecek ‘’ olduğu görülmektedir.
Olay akışında ara ara tarihler verilmektedir.
17 şubat sıradan bir tarih olmasıyla beraber, yeni bir başlangıç noktasıdır.
‘’Su anda tarihsel bir olayın başlangıç noktasında bulunduğunu düşündü.’’
‘’İlkokula başladığı günlerden şu 17 Şubat 2073’e kadar hemen herkes başarılı,
içten ve yaratıcı bir insan olarak görmüştür Can Tezcan’ı’’
‘’Belkide günü yaşamanın önemini kavramak için hangi yılın hangi ayında ve hangi gününde olduğumuzu her sabah üst üste on kez yinelemek gerek.’’
alıntısında görüldüğü gibi Eser’in birinci bölümünde ‘’ 17.2.2073 ‘’ tarihi sık sık tekrar etmiştir.
‘’ O kuşlar tarihe karıştı artık, kelebekler de öyle kuşlardan karga kaldı,
böceklerden de karasinek, ama insanlara anlatılması en zor şeyin gerçekler olduğunu biliyorum diye yanıtlar Can Tezcan.’’
Her şey yapaylaşmış, bozulmuş ve değişmiştir.
Toplum, tüketilmedik hiçbir şey bırakmayan bir topluma dönüşmüştür.
Üretimin neredeyse durduğu bu ülkede, her şey yabancı anamalcıların elindedir.
Yaşanılan çağ her şeyin özelleştirildiği, toplumda sadece zengin insanları bulunduğu, yoksul insanların
yılkı adamları arasına karışarak dağlara çıktığı, buğdayın lüks bir tüketim maddesine dönüştüğü
‘’Bugün kaç sofrada buğday ekmeği yeniyor?’’ gökte güvercin, kırlangıç, serçe görülmediği ve
insanların doğadan tamamen uzaklaşarak gökdelenlerine çekildikleri bir dönemdir.
Eserde yaşanılan çağ hakkında bilgi verilir.
Eser toplumsal önceleme romanlarının önsüremsel niteliğine uygun olarak, gelecekte bir zaman diliminde ‘’17 Şubat 2073 yılında’’ başlamaktadır.
ZAMAN